Bir işletme belirli bir büyüklüğe ulaştığında, bilişim tarafında kaçınılmaz bir soru belirir: kendi bünyemizde bir BT personeli mi istihdam etmeliyiz, yoksa bu işi bir dış bakım ortağına mı devretmeliyiz? Bu, ilk bakışta bir maliyet karşılaştırması gibi görünse de, aslında işletmenin dayanıklılığını ve sürekliliğini ilgilendiren stratejik bir kaynak kullanımı kararıdır. Doğru yanıt, her işletme için aynı değildir; ama doğru soruları sormak, kararı netleştirir.
Kendi personelin güçlü ve zayıf yanları
İşletme bünyesinde çalışan bir BT personelinin en büyük avantajı, sürekli orada olması ve işletmenin işleyişini yakından tanımasıdır. Bir sorun çıktığında hemen ulaşılabilir olması, çalışanların ona alışık olması ve kurum kültürünün bir parçası hâline gelmesi gerçek değerlerdir. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. Tek bir kişi, ne kadar yetenekli olursa olsun, bilişimin her alanında — ağ, sunucu, güvenlik, yedekleme, kullanıcı desteği — aynı derinlikte uzman olamaz. Dahası bu kişinin izin, hastalık ya da mesai dışı durumlarında işletme bilişimsel olarak savunmasız kalabilir. Maaş, yan haklar, eğitim ve sürekli gelişim maliyetleri de eklendiğinde, tek bir personelin gerçek yükü çoğu zaman sanılandan yüksektir.
Tek kişiye bağımlılığın görünmeyen riski
Bütün bilişim bilgisinin ve erişiminin tek bir kişide toplanması, işletme açısından önemli bir risk taşır. O kişi işten ayrıldığında ya da bir süre ulaşılamaz olduğunda, sistemlerin nasıl kurulduğu, parolaların nerede saklandığı ve kritik süreçlerin nasıl işlediği de onunla birlikte belirsizleşebilir. Bilişim gibi işin can damarı olan bir alanı tek bir kişinin hafızasına bağlamak, sessiz ama ciddi bir kırılganlık yaratır.
Dış bakım ortağının sunduğu: derinlik ve süreklilik
Bir dış bakım ortağıyla çalışmanın temel farkı, karşınızda tek bir kişinin değil, farklı uzmanlıkları bir araya getiren bir ekibin olmasıdır. Ağ taraf..nda bir uzman, güvenlik tarafında bir başkası, sunucu tarafında bir diğeri devrede olur; böylece işletme, hiçbir alanda tek bir kişinin bilgisiyle sınırlı kalmaz. Aynı şekilde izin, hastalık ya da mesai dışı durumlar bir sorun yaratmaz; çünkü süreklilik kişiye değil, kuruma bağlıdır. Üstelik bu hizmet, önceden tanımlı bir hizmet seviyesi taahhüdü (SLA) çerçevesinde, ölçülebilir bir çözüm sözüyle gelir.
Maliyeti doğru karşılaştırmak
Bu kararı salt maaş üzerinden vermek yanıltıcı olur. Tam zamanlı bir personelin işletmeye gerçek maliyeti; maaşın yanı sıra sigortası, yan hakları, eğitim giderleri ve bir kişinin kapsayamadığı alanlar için yine dışarıdan alınacak desteğin bedelini de içerir. Bir dış bakım ortağı ise aynı genişlikteki uzmanlığı ve sürekli kapsamı, öngörülebilir ve sabit bir bedelle sunar. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu, hem daha ekonomik hem de daha kapsayıcı bir denklem oluşturur.
Ya ikisi birden? Hibrit yaklaşım
Bu kararı mutlak bir «ya o ya bu» ikilemi olarak kurgulamak da her zaman doğru değildir. Belirli bir büyüklüğe ulaşmış pek çok işletme, iki yaklaşımı birleştiren bir hibrit model benimser: günlük kullanıcı destek ve temel işler için içeride bir personel, buna karşılık derinlik gerektiren alanlar, kritik altyapı ve süreklilik güvencesi için bir dış bakım ortağı. Böylece içeriden gelen yakınlık ile dışarıdan gelen uzmanlık ve dayanıklılık birlikte kazanılır.
Sonuç
Kendi personel mi, dış bakım ortağı mı sorusunun doğru cevabı, «hangisi daha ucuz» değil, «işletmemizin ölçeğine ve kritik ihtiyaçlarına hangisi doğru kapsamı ve dayanıklılığı sağlıyor» sorusuyla bulunur. Yesis Bilişim olarak, ister bilişiminizi baştan sona üstlenen bir dış ortak olarak, ister mevcut iç ekibinizi derinlik ve süreklilikle tamamlayan bir çözüm ortağı olarak, işletmenizin yapısına en uygun modeli birlikte kurguluyor ve bilişiminizin tek bir kişiye değil, güvenilir bir ekibe ve net taahhütlere dayanmasını sağlıyoruz.